Benim komşu ve birkaç arkadasıyla birlikte Pangea'nınkine gittim. Gecenin en ilginç kısmı hayatımda dinlemediğim kadar Mustafa Sandal, Tarkan ve Sertab Erener mix i dinlemiş olmam herhalde. Arada ankara havası ve sirtaki bile çaldı, halay çekme çabalarımızsa yeteneksiz arkadaşlar tarafından baltalandı. Bir de bu gavurlar Goran Bregoviç bilmiyolar yaa, emir Kustirica dan yola çıkıp anlatıyım dedim onu da beceremedim.. Neyse efendim bu ilginç müzik potporisinin mimarı dj arkadaşın Bosnalı olmasıymış -dayanamadım sordum naapıyım-
skip to main |
skip to sidebar
Halloween
Gönderen
Denis
on 31 Ekim 2007 Çarşamba
/
Comments: (0)
Yıllardır biz niye kutlamıyoruz, abuk sabuk kıyfatlerle sokakta dolaşıp şeker toplamak eğlenceli olsa gerek diye düşündüğüm bir atraksiyondu ama sanırsam ruhu bir tek Amerika'da yakalanıyor (Onu da Güçlü ye sormak lazım tabi polonyalılara bakmaktan başka bir şeye bakabildiyse). Makine elimde ilginç bir şey bulur da çekerim diye düşündüysem de sokaklarda ne gezinen çocuklar ne de süslemeler vardı; akşamsa nerdeyse her barın, grubun, vs.. nin düzenlediği partiler vardı. Ama benim de dahil olduğum büyük bir çoğunluk giyinmemişti.

Benim komşu ve birkaç arkadasıyla birlikte Pangea'nınkine gittim. Gecenin en ilginç kısmı hayatımda dinlemediğim kadar Mustafa Sandal, Tarkan ve Sertab Erener mix i dinlemiş olmam herhalde. Arada ankara havası ve sirtaki bile çaldı, halay çekme çabalarımızsa yeteneksiz arkadaşlar tarafından baltalandı. Bir de bu gavurlar Goran Bregoviç bilmiyolar yaa, emir Kustirica dan yola çıkıp anlatıyım dedim onu da beceremedim.. Neyse efendim bu ilginç müzik potporisinin mimarı dj arkadaşın Bosnalı olmasıymış -dayanamadım sordum naapıyım-
Benim komşu ve birkaç arkadasıyla birlikte Pangea'nınkine gittim. Gecenin en ilginç kısmı hayatımda dinlemediğim kadar Mustafa Sandal, Tarkan ve Sertab Erener mix i dinlemiş olmam herhalde. Arada ankara havası ve sirtaki bile çaldı, halay çekme çabalarımızsa yeteneksiz arkadaşlar tarafından baltalandı. Bir de bu gavurlar Goran Bregoviç bilmiyolar yaa, emir Kustirica dan yola çıkıp anlatıyım dedim onu da beceremedim.. Neyse efendim bu ilginç müzik potporisinin mimarı dj arkadaşın Bosnalı olmasıymış -dayanamadım sordum naapıyım-
For whom the bell tolls?
Gönderen
Denis
on 30 Ekim 2007 Salı
/
Comments: (9)
Salı akşamı couchsurfing den elemanlarla birlikte günlük konseri dinlemek üzere Carillon Tower daydık. Biraz bilgi vermek gerekirse:
Carillion genelde kilise kulesinde olan, bir sürü değişik ebatta çandan, bunlara bağlı tellerden ve tellerin bağlandigi piyanoyu andıran bir aletten oluşan bir müzik aleti... Bizim gittiğimiz kule ise üniversitenin ana kütüphanesinin ortasında yer almakta. Asıl kütüphane 1. dünya savaşı sırasında almanlar tarafından bombalanıp yıkılınca bu bina daha sonra Amerikalılar tarafından baştan yapılıp hediye edilmiş. O yüzden kulenin üstündeki saatlerde rakamlar yerine 48 tane amerikan eyaletini simgeleyen yıldızlar var. (gereksiz bilgi ama her gezdiren bunu anlatıyor) Sonra ablanın teki insanlardan para toplayıp restore ettirmiş falan filan...
Neyse her akşam 7-8 arası bu kulede klasik ve pop parçalarından oluşan bir konser veriliyor. (sanatçının canı o gün ne çalmak isterse, belli bir liste yok zira) Konser demişken gidip oturup seyretmek zorunda değilsiniz tabi ama çanların sesi şehir içinden duyulabiliyor.
Sizi şimdi videolarla başbaşa bırakıyorum.
Strangers in the Night
Hijo de la Luna
Carillion genelde kilise kulesinde olan, bir sürü değişik ebatta çandan, bunlara bağlı tellerden ve tellerin bağlandigi piyanoyu andıran bir aletten oluşan bir müzik aleti... Bizim gittiğimiz kule ise üniversitenin ana kütüphanesinin ortasında yer almakta. Asıl kütüphane 1. dünya savaşı sırasında almanlar tarafından bombalanıp yıkılınca bu bina daha sonra Amerikalılar tarafından baştan yapılıp hediye edilmiş. O yüzden kulenin üstündeki saatlerde rakamlar yerine 48 tane amerikan eyaletini simgeleyen yıldızlar var. (gereksiz bilgi ama her gezdiren bunu anlatıyor) Sonra ablanın teki insanlardan para toplayıp restore ettirmiş falan filan...
Neyse her akşam 7-8 arası bu kulede klasik ve pop parçalarından oluşan bir konser veriliyor. (sanatçının canı o gün ne çalmak isterse, belli bir liste yok zira) Konser demişken gidip oturup seyretmek zorunda değilsiniz tabi ama çanların sesi şehir içinden duyulabiliyor.
Sizi şimdi videolarla başbaşa bırakıyorum.
Strangers in the Night
Hijo de la Luna
Canım last.fm
Gönderen
Denis
on 28 Ekim 2007 Pazar
/
Comments: (0)
Son bir senedir, hatta belki daha uzun bir süredir dinlediğim ve kendisine ilettiğim bütün şarkıların sonunda bir işe yarıyacağını biliyordum! Gerçi daha öncede bilmediğim sanatçılarla tanışmamı ve güzel radyo istasyonları dinlememi sağlamışlığı var şimdi hakkını yemeyelim ve konumuza dönelim...
Bugün last.fm e bir şeyler bakmaya girmişken login ekranıyla karşılaştım (her yere genelde beni hatırla kardeşim dediğimden genelde çok sık başıma gelen bir şey değildir). Neyse, kendisini benim nerde olduğumun bilincinde ve müzik zevkime uygun yaklaşan konserlerden haberdar ederken buldum. Bu listede özellikle official webpage lerine baktığım ve en ufak bir konser programı bulamadıklarımın da olması ayrı bir mutluluk verici tabi :)) Bu gazla komşu ülkeleri de söyle bir turlayıp neler var neler yok yokladım ve ajandama yazdım tabi. Şimdi organize olup unutmadan kaç tanesine gidebileceğimi merak etmekteyim.
Bugün last.fm e bir şeyler bakmaya girmişken login ekranıyla karşılaştım (her yere genelde beni hatırla kardeşim dediğimden genelde çok sık başıma gelen bir şey değildir). Neyse, kendisini benim nerde olduğumun bilincinde ve müzik zevkime uygun yaklaşan konserlerden haberdar ederken buldum. Bu listede özellikle official webpage lerine baktığım ve en ufak bir konser programı bulamadıklarımın da olması ayrı bir mutluluk verici tabi :)) Bu gazla komşu ülkeleri de söyle bir turlayıp neler var neler yok yokladım ve ajandama yazdım tabi. Şimdi organize olup unutmadan kaç tanesine gidebileceğimi merak etmekteyim.
Ev sahibinden inciler
Gönderen
Denis
on 27 Ekim 2007 Cumartesi
/
Comments: (7)
Cimrilikle tasarruf arasındaki ince çizgiden belçikalıların haberi olmadığına her geçen gün daha da inanıyorum sanırsam. Geçen gün mutfakta otururken çekik arkadaşla konuşuyoruz, ev sahibiyle geçen bir kaç diyalog aktardı.
Efendim ilki bu arkadaş banyodayken bizim abla da ortalıklarda geziniyormuş, suyun çok aktığına kanaat getirip bizimki banyodan çıkana kadar beklemiş. Sonra da "o düğme tasarruf için var o kadar sık basmamalısın" demiş. Bizimki de doğal olarak "Akan su olmadan temizlenemiyorum kusura bakmayın" demiş.
Ikincisi de gene duşla ilgili. litvanyalı eleman günde 1-2 kere mutlaka duş alıyor. (Benim her seferinde ayaklarım geri geri giderken ne zevk alıyor da giriyor bilmiyorum ama) Neyse bizim abla bir gün buna da "iki günde bir yıkansan olmaz mı, her gün yıkanılır mı" demiş. Cevabı bilmiyorum ama dumur haldeyken ne denilinebilir ki zaten.
Dün sabah da baktım mutfağımıza yeni bir yazı asılmış, "lütfen çıkarken kaloriferi kapatınız"... Devamlı düşük ısıda kalorifer çalıştırmanın, ara sıra çok açmaktan daha az enerji tükettiğinin farkında kesinlikle değiller ne diyim.
Yakında microdalgada en az yarım saat bir şeyler pişirdiğimi farkedip söyle bir yazı koyarlarsa hiç şaşırmıyam. "Lütfen microdalgayı ısıtmak dışında ve 5dk dan fazla kullanmayın" :)))
Efendim ilki bu arkadaş banyodayken bizim abla da ortalıklarda geziniyormuş, suyun çok aktığına kanaat getirip bizimki banyodan çıkana kadar beklemiş. Sonra da "o düğme tasarruf için var o kadar sık basmamalısın" demiş. Bizimki de doğal olarak "Akan su olmadan temizlenemiyorum kusura bakmayın" demiş.
Ikincisi de gene duşla ilgili. litvanyalı eleman günde 1-2 kere mutlaka duş alıyor. (Benim her seferinde ayaklarım geri geri giderken ne zevk alıyor da giriyor bilmiyorum ama) Neyse bizim abla bir gün buna da "iki günde bir yıkansan olmaz mı, her gün yıkanılır mı" demiş. Cevabı bilmiyorum ama dumur haldeyken ne denilinebilir ki zaten.
Dün sabah da baktım mutfağımıza yeni bir yazı asılmış, "lütfen çıkarken kaloriferi kapatınız"... Devamlı düşük ısıda kalorifer çalıştırmanın, ara sıra çok açmaktan daha az enerji tükettiğinin farkında kesinlikle değiller ne diyim.
Yakında microdalgada en az yarım saat bir şeyler pişirdiğimi farkedip söyle bir yazı koyarlarsa hiç şaşırmıyam. "Lütfen microdalgayı ısıtmak dışında ve 5dk dan fazla kullanmayın" :)))