RSS

1. Decathlon çıkart(ama)ması

Sonunda decathlona gidip bakınacağım güya. Netten baktım hangilerine ulaşabilirim diye (nedense büyük mağazaları şehir içine pek koymuyorlar). Brugge deki güzel gözüktü, Kuzey Denizi kenarında, tren istasyonuna 4km, hem Kerem'in de henüz gitmediği bir şehir.

Googlemaps ten döneceğimiz yolları yazdım, 25dk lık bir yol güya. Git git bomboş bir yol üstündeyiz ama, mağaza adayı bir yer yok ortalıkta. Baktık tepe üstüne çıkan bir merdiven var, dedik çıkalım en azından sahilden yürürüz. Bizi şöyle bir manzara karşıladı.


Ucşuz bucaksız bir sahil, bu sefer de girdik çıkamıyoruz, etrafta başka köprü yok zira. Dedik ilerdeki evlerin orda kesin vardır, gidelim noolcak, nasıl olsa dükkan mükkan yok. İlerisi şimdi adını bile hatırlamadığım bir kasaba çıktı, barın tekine girip sordum nerde bizim Decathlon diye. Amca dedi "burda mı arıyorsunuz, o Brugge de". Dedim "e burası o cadde ama biz görmedik". Cevap çok manidardı:


Belçikadasınız, burda biz yolları gittikleri şehre göre adlandırıyoruz


Ben biliyorum da, google bilmiyor sagolsun. Blankenbergsesteenweg lerden tekini olması gerektiği gibi diğerini ayırarak Blankenbergse steenweg diye yazarsan öbürünü bulamazsın tabi. Biz de mal gibi yanlış yere gideriz.

Decathlon aramaktan vazgeçip günün geri kalanını Brugge de geçirmeye karar verdik mecburen. Yazımı Fransız amcanın halimize acıyıp çektiği foto ile sonlandırıyorum. İşte size o fiks kare :)

GPS her eve lazim :))

Malum bugün 1 Mayıs, diğer adıyla işçi bayramı (tatili de denebilir) doğal olarak da çalışmak yasak. Her yer kapalı olunca yapacak bir şey yok, spora da gidemiyoruz bari çıkıp biraz koşayım dedim. Hem önceki akşam içtiklerimi de yakarım süper olur mantığıyla. Güya yarım saat 45 dk koşup gelecem de sonra keremle dışarda yiyeceğiz.

Neyse ben evden çıktım, kampus içindeki yola kendimi vurdum. Bir süre sonra orman yolu bitti, dur şehrin şu tarafında orman vardı diye kendimi hiç gitmediğim yollara vurdum. Güzelim villaların yanından geçip, "vay be ne güzel evler varmış" diye salyalarımı akıtaraktan sonunda ormana ulaştım. Kocaman kocaman ve yüksek ağaçlardan gökyüzü bile gözükmeyen süper bir mekan.

Baktım bisiklet rotası tabelası var onu takip edeyim dedim, bi tane şehirler arası otobanın altından geçip bir süre sonra ona paralel gitmeye başladı yol. Hadi bakalım nerde bulcam kendimi diye bir endişe sardı beni. Kaybolmak da sorun yok, eninde sonunda eve dönerim ben de yanımda bir tek evin anahtarı var. Ne telefon, ne para ne de otobüs bileti...

Biraz uzun bir dönüş yolu olacak diye bir endişe sardı beni. Neyse ki az sonra güzide otobanın altından geçen başka bir yol bulup Leuven olduğunu tahmin ettiğim tarafa döndüm dönmesine de hala tanıdık değil etraf. Biraz sonra ilerde yüksek binalar gözüktü, dedim kesin bizim süpermarketin orası. Buralarda kolay kolay modern(?) bina bulunmuyor malum. Az daha ilerleyince baktım ki okul otobüsünün geçtiği sokak dedim tamam bu iş.

Neyse daha da uzatmaya gerek yok. Özetle benim yarım saatlik koşu oldu 1 saat 15-20dk arası bir şey. 9km lik güzargah da ektedir, siz siz olun aceleniz varken bilmediğiniz yollara girmeyin :))

Börtü Böcek



Bir sabah uyandım ki evin önündeki havuzun etrafında laleler var. Dedim kesin İ.Melih gibi bir gece yarısı operasyonu ile kondurdular. Malum bende de biraz şaşkınlık vardır, misal evin yanındaki villanın yıkıldığını yerine yenisi yapılınca anca farkettimdi, o yüzden Kerem'e sordum bunlar var mıydı diye. O da "valla ben de ilk kez gördüm" dedi...

Bu sabah gözümü açıp da palmiye ağacı yüklü kamyonu görünce ilk teorimin doğru olduğundan emin oldum. Buyrun kendi gözlerinizle de görünüz :)

Laby



Sonunda iki halkayı birbirinden ayırdım :)) Geçen gün geri taktıydım ama hiç dikkat etmediydim nerden geçtiğime.. "Kerem ya ben bunu soktumda nasıl çıkaracağımı bilmiyorum" dedikten 10sn sonra bunu yapmış olmam da ayrı bir komedi tabi...